Sınav Kaygısı

Sınav Kaygısı
Sınav Kaygısı
Sınav kaygısı; öncesinde öğrenilen bilginin sınav sırasında etkili bir biçimde kullanılmasına engel olan ve başarının düşmesine yol açan yoğun kaygı olarak tanımlanır. Bu kaygı, kişinin sınava yeterli şekilde hazırlanmasına ve başarılı olmasına engel olabilir. Bireyin sınava yüklediği anlamlar, sınavla ilgili zihinde oluşturulan imaj, sınav sonrası duruma ilişkin atıflar ve sınav sonrası elde edilecek kazanımlara verilen önem sınav kaygısı oluşumu üzerinde etkilidir. Sınav kaygısıyla ilgili belirtiler genellikle iki türdür: Duygusal ve fiziksel. Fiziksel belirtiler kalp atışlarının hızlanması, mide bulantısı, titreme, kasılma, baş ağrısı veya aşırı terleme şeklinde ortaya çıkabilir. Duygusal belirtiler; panik hissi, sinirli olma, ağlama, aşırı engellenmişlik hissi, şaşkınlık, unutkanlık, olumsuz düşünceler ve depresyon şeklinde sıralanabilir.
 
Gerçekçi olmayan düşünce biçimlerine sahip olmak kaygının oluşmasında en önemli süreçlerdir. Bunaltıya eğilimli kişilik yapısı (mükemmeliyetçi, rekabetçi) olanlarda daha sık görülür. Sosyal çevrenin beklentileri ve baskısı da önemli bir etkendir. Sınav kaygısının bir başka sebebi, sınava yeterince hazırlanmamış olmaktır. Sınava gerektiği şekilde hazırlanmadığınızı bilmek, yüksek derecede stres ve kaygı hissetmenize neden olabilir. Bu durumda sınava çalışmak ve hissettiğiniz kaygıyı azaltacak çalışma stratejilerini kullanmak çözüm olabilir. Bu sayede, bir sonraki sınavda yapmanız gerekenleri yapmış olduğunuz için sınav kaygısıyla baş etmeniz daha kolay olacaktır. Bu tür sınav kaygısı oldukça yaygındır ve genelde çok çabuk bir şekilde üstesinden gelinebilir.
 
Sınav kaygısına sebep olan üç farklı düşünce vardır. Bunlar; başarısızlık korkusu, çaresizlik hissi ve öz güven eksikliğidir. Başarısızlık korkusu, çok çeşitli kaynaklara bağlı olarak kaygıya neden olabilir. Örneğin, ailenizin ve arkadaşlarınızın sizle ilgili beklentilerini karşılayamayacağınızı düşünüp endişelenebilirsiniz. Ya da kötü bir not aldığınızda, utanılacak duruma düşeceğinizi düşünüyor olabilirsiniz. Çaresizlik hissi, daha çok öğrenciler kendi davranışları ile sınav sonuçları arasındaki bağlantıyı kuramadıklarında ortaya çıkmaktadır. Aldıkları kötü notu, sınava yetersiz hazırlanmalarına bağlamaktansa, başarısızlıklarını daha çok sınavın zorluğuna, öğretmenin yetersiz oluşuna veya kendi
kontrolleri dışındaki diğer çevresel faktörlere bağlamaktadırlar. Başarısızlığın sebebini kendileri dışında aradıkları için, bu öğrenciler kendilerini kurban edilmiş, çaresiz, kontrol dışında ve kaygılı hissedebilirler. Sonuç olarak, kendilerinden kaynaklanan başarısızlığın sebeplerini düşünerek değerli olan vakitlerini harcamaktadırlar ve “ne yaparsam yapayım işe yaramayacak” şeklinde düşündükleri için çalışmayacaklardır. Bazı öğrenciler, kendilik değerlerini, sınavlardan alınan 1-2-3-4-5 notlarına ölçerler. Öz güvenleri, doğrudan aldıkları notlarla orantılıdır ve yetenekleri hakkında olumsuz şekilde düşünürler. Bu negatif duygular, kendilerine duydukları güveni azaltır ve çaresizlik duygularının ortaya çıkmasına neden olur.
 
Sınavdan önce iyi hazırlanmak en temel çözümdür diyebiliriz. Planlı çalışmak ve adım adım ilerlemek kaygınızı kontrol etmenize yardımcı olacaktır. Notlar alarak, kendinizi motive ederek, ne kadar çalıştığınızı ve bitirdiğiniz konuları kendinize motivasyon yaratması açısından gözden geçirerek ilerlemek öz güveninizi tazeleyecektir. Bir sınavın önemini gözünüzde çok fazla büyüttüğünüzde, bu durum kaygınızı daha da yükseltecek ve motivasyonunuzu düşürecektir. Tabii ki bu, önemli olan sınavlarınızı önemsemeyin anlamına gelmiyor.
Artan kaygı kontrol edilmesi gereken bir psikolojik yapı olmakla beraber optimum düzey korunduğunda işlevsel bir tarafı da vardır. Kişiyi hedefine bağlar, ona çalışması için gerekli ortamı ve yöntemleri gösterir, onu dış uyarıcılardan uzak tutar. Nitekim sınav kaygısını hiç hissetmeyen biri o sınavın olumsuz sonucundan hiç çekinmezse iyi bir sonuç için de çaba harcamayabilir. Bu kaygıya dost kaygı da diyebiliriz. Çünkü bu seviyede tutulan kaygı bir dost gibi kişinin başarısına hizmet eder.
 
Çoğu durumda kaygı kişileri bir döngüye sokar. Kişi elindeki becerilerle bununla mücadele edemeyebilir. Bu çok normaldir. Çünkü kişi kendine özgü mücadele yöntemlerini büyük ölçüde bir uzmanla keşfedebilir. Kaygının geleceğini fark etmek, yönetmek ve kontrol altına almak, kaygı yaratan duruma verilen anlamlar, kişinin kendinden beklentileri, rahatlama becerilerini geliştirmesi, hedefine dair doğru bir planlama içinde olması gibi birçok alan çalışılarak “kaygı” terapide başarıyla ele alınabilir ve kişinin yönettiği “sınav kaygısı” kişiyi başarıya ulaştıran bir kavram haline gelebilir.